Holistik Yaklaşımla Kovan Yeri Tayini


Bilimsel metodların son bir kaç yüzyılda ortaya çıktığını ve bilimin günlük problemlere bilimsel çözümler ürettiğini biliyoruz. Bilimsel metodların ise dünya ve evrende olup biten her şeyi açıklamaya yetmeyeceğini de görüyoruz. Binlerce yıldır canlılar dünya üzerinde yaşamlarını sürdürürken doğanın gereklerine göre hayatlarını düzenlemişler, mevsimlere göre yaşamışlar ve bilimsel metodlarla tam olarak açıklanamasa da kendi geleneksel yöntemleri ile gözle görülür ve tekrarlanabilir sonuçlara ulaşmayı başarmışlardır. Sırf açıklanamıyor veya bilimsel olarak imkansız diye bir geleneksel metodu tamamı ile gözardı etmek olmaz. Ortada çalışan ve istenen sonucu üreten bir şey var! Zaten bilimsel metodlar da gözlem ve sonuç ile başlayarak ortaya çıkartılmamış mı?
Arıcılık forumlarından birinde takılırken John Harding isimli bir yazardan haberim oldu. Yazar, 18 yıldır yaptığı gözlemler ve 300 kadar kovan ile denemelerinden belli sonuçlar çıkarmış ve kovanların nereye koyulacağını belirlemiş. Harding, varre veya kenya kovanları ile çalışmamış. Konvansiyonel metodlarla arıcılık yapan biri. Bilimsel bir metodu olmadığını da baştan söyleyeyim zira Harding’de kendisinin akademisyen veya bilim insanı olmadığını vurgulayarak söylüyor.
Ben genelde bilimsel metodlarla desteklenen fikirleri benimserim. Üniversitede iken ruhsal ve manevi konularla oldukça fazla uğraşmış olsam da ilerleyen zaman içinde ve çevremin değişmesi ile bilimsel kısım daha ağır basmaya başladı. Homeopathy, biyo-organik tarım, ay takvimine göre tohum ekmek bana saçmalık gibi gelen şeylerden bir kaçı. DNA Aktivasyonu, aura temizleme, kristallerle iyileştirme falan da benden uzak dursun. Fakat inandığım bir şey var; insanoğlunun beyin gücü ve bedenimize yaptırtabileceği şeyler algılama seviyesini o kadar değiştiriyor ki, yaşadığımız gerçekliği değiştirecek boyutlara varıyor. Bu durumda “gerçekliği” sorguluyor insan. Neyse konuyu dağıtmayalım.
Harding’e göre:
Evrendeki her madde belli frekanslarda titreşir. Üzerinde yaşadığımız Dünya’nın temel bir titreşim frekansı vardır. Dünya’nın temel titreşim frekansı, kaya oluşumları, toprak kompozisyonu ve su miktarına göre de değişir. Yüksek gerilim hatları, haberleşme hatları ve insanoğlunun ürettiği her türlü düzenek ve yapı bu frekansları değiştirir.
Arılar kendi hallerine bırakıldığında seçtikleri yuvalar genelde yüksek titreşimli hatların üzerinde yer alan noktalardır. BBC televizyonunda ses mühendisliği yapan Eddie Woods, 60 yıl kadar önce, arıların çıkardığı vınıltıyı ölçmüş ve 190Hz ile 250Hz arasında olduğunu ve oğula çıkma öncesinde ise 300Hz olduğunu keşfetmiştir. Bu durumda arıların normal çalışma frekansı 250Hz diyebiliriz. Geopatik Stres hatlarında da bu frekans mevcuttur (nasıl ölçüldüğü konusunda herhangi bir yorum yok bu 250Hz’in). Dünya’nın etrafını bir ağ gibi sarıyor bu Geopatik Stres Hatları. Göç eden kuşların ve pek çok böceğin bu hatlara göre hareket ettiği bilinir. Dünyanın normal titreşim frekansı ise NASA’ya göre 7.83Hz’dir.
Arılar 250Hz ile titreşim yayıyor…
Geopatik Stres Hatları da 250Hz titreşim yayıyor…
İki farklı olgudan söz ediyoruz. Peki bunları nasıl birleştireceğiz? Şimdi Tibetteki rahipleri düşünelim. Belli bir ses çıkararak meditasyon yaparlar. Eğer bu çıkardıkları ses Dünya’nın frekansına yada o anda bulundukları yerin frekansına eşitse aynen bir gitarın tellerinin akort edilmesi gibi bir ahenk doğmaz mı? Bulunan yerin titreşimi ile meditasyon yapan rahibin çıkardığı ses de birbirine akort edilmişdir. Bu da çeşitli ezoterik bilgilerde sağlıklı yaşamın bir anahtarı olarak veriliyor.
Arılar çıkardıkları 250Hz’lik vibrasyonu kullanarak haberleşme, zararlıları kovma ve kovan ısısını kontrol etme işlerini yapıyorlar. Ancak kovan Geopatik Stres Hatları üzerinde değilse yani doğal olarak 250Hz titreşim bulunan bir yerde değilse arılar daha fazla enerji harcayarak bu titreşimi sağlayacaklardır. (Bu cümlenin benim aklıma yatmadığını şimdiden söyleyeyim.) Dolayısı ile bulundukları yerin titreşimi ile akortta olmayacaklardır.
Dünyanın titreşiminin su ve kaya oluşumlarından etkilendiğini söylemiştik. Geopatik Stres Hatlarının da dünyanın milyonlarca yıllık evriminde derin yer altı su kaynaklarına etki ettiği ve bu kesişim noktalarına göre düzenlendiği söyleniyor. Bu durumda suyunda etkisi ile titreşim frekansında bir yükselme olduğu belirtiliyor. (Okuyucularım arasında jeolog olup da küfür etmeye hazırlananlar varsa buyrun J)
250Hz titreşimde olan Geopatik Stres Hatlarının kesişim noktaları, kovandan çıkan oğulları çektiği gözlemlenmiş. Bu yerlere koyulan oğul kapanları yılda bir kaç adet oğul yakalamış. (miş’li geçmiş zamana dikkatinizi çekerim.) Ayrıca ani kovan terki yaşanan kovanların da düşük titreşimli bölgelere yerleştirildiği gözlemlenmiş.
Sheffield üniversitesinde Varroa Hijyenik Davranışı üzerine araştırma yapılan bir laboratuarda inceleme yapması ve hipotezini sunması için çağrılan Harding, bölgede en iyi VHD sonuçlarını veren kovanların Geopatik Stres Hatlarının üzerine konulduğunu da farketmiş.
Geopatik Stres Hatlarının üzerinde duran kovanların oğul verme seviyesi de düşmüş veya toptan ortadan kalkmış. Doğru titreşim hattı üzerinde duran kovandaki arıların da daha fazla bal yaptığı gözlemlenmiş. (Bu cümle ilk önce kafama yatmamıştı ve yazmayacaktım ama eğer 250Hz’lik bölgede daha az enerji harcayarak yaşamlarını sürdürüyorlarsa bu da demek oluyor ki daha az bal tüketiyorlar ve fazla bal arta kalıyor. Yani üretim fazla değil hatta aynı ama tüketim azalıyor, dolayısı ile fazla bal bize kalıyor.)
Varroa içinde bazı deneyler yapan Harding, Geopatik Stres Hatlarında ki kovanların neredeyse Varroayı tamamen bertaraf ettiğini söylüyor. Hatta bazı kovanlarında hiç Varroa görülmediğini de devletin kovan müfettişleri vasıtası ile onaylatmış.
Geopatik Stres Hatları doğu öğretilerinin Feng-Shui felsefesi ile aynı. Ha şunu da belirteyim ki Geopatik Stres Hatlarının kesiştiği noktalar insanlar için iyi değil.
Geopatik stres hatlarını nasıl bulacağız? Bunun için iki yolumuz var:
1-    Oğula çıkan arıların ilk kondukları yerleri tesbit edin. Bu yerler genellikle GSH üzerinde oluyormuş. Ayrıca doğal ağaç kovuklarında yaşayan koloniler varsa bunlarında yerlerini tesbit edin hatta harita üzerinde bu noktaları işaretleyerek belli bir düzende gidip gitmediğini kontrol edin. Eşek arıları ve bombuslarda aynı hatlar üzerinde yuva yaparmış.
2-    Dowsing metodu. Bilimsel olarak bir dayanağı olmayan bu metod elinizde tuttuğunuz Y şeklindeki bir çubukla dolaşırken Geopatik Stres Hatlarını bulmayı “düşünmekten” ibaret. Hattı bulduğunuzda çubukta aşağı doğru eğilme oluyor.
Şimdi elimizde bir varsayım var. Bilimsel metodlarla kanıtlanamıyor ama John Harding sıfır Varroa ile arıcılık yaptığını, tüm kovanlarının GSH üzerinde olduğunu süylüyor, hatta bu konuda bir de kitap yazmış.
Eğer bu metodu denersek ne kaybederiz? Hiç bir şey. Peki bu metod söylendiği gibi çalışırsa ne kazanırız? Varroasız bir kovan, daha fazla arta kalan bal ve sağlıklı koloniler. Her ne kadar kocakarı ilacı gibi görünse de denemeye değer mi? Elbette…

Warre Kovan Planları – PDF


Bu linkteki PDF dosyasını yazarından izin alarak çevirdim. Warre tipi kovanların planlarını anlatan belge ücretsiz olarak erişilebilir ve dağıtılabilir.

http://warre.biobees.com/index.html adresinden (ingilizceniz varsa) Warre doğal kovanları ile arıcılık hakkında bilgi alabilirsiniz.

Yoğun bir hafta sonu olacak


Peynir
Pazar günü evde ilk peynir yapma kursumu veriyorum. Yumuşak ve taze peynirler ile başlayacağız. 6 kişilik kontenjan belirledim şimdilik. Tam gün olacak bu kursda Beyaz Peynir, Lor, Hellim, Camembert, Çerkez gibi bir günde çıkartabileceğimiz peynirleri seçtim. Hemen hemen her şey hazır.
Devamı »

Karakovanda Son Durum


11 Şubat günü Üst Çıtalı Karakovanıma arıları yerleştirdim. Neredeyse tamamı kuluçka olan 4 çerçeve peteği keserek benim kovanın boyutlarına getirdim ve çıtalara kablo bağlama kelepçeleri ile bağladım. 2 hafta sonra yani 25 Şubat günü tekrar kontrol etmek için açtık. Bu sefer yanımda resimleri çeken bir arkadaşım bulunuyor.
Arılara başlangıç amacıyla bu balmumu kaplı kağıtları veriyoruz.

Yukarıdaki resimde çıtalara başlangıç olsun diye balmumu kaplı 2cm genişliğinde kağıt yapışmış görünüyor. Arıları ilk kovana yerleştirdiğimde bunu yapmadım ama bu kontrolde bunları verip farkı göreceğim.

Duman körüğümüzü yaktık

Duman körüğünü yaktım ve sadece 4 kere kullandım. Hava çok güzel güneşli ve rüzgarsızdı. Arılar hiç benim kontrolüme aldırmadılar.

Ön tarafdan bir miktar duman veriyoruz

Ön tarafdan 2 körük ve giriş deliklerinden 1 körük duman verdim. Bu arıların haberleşmek için çıkardığı kokuları maskeliyor ayrıca arının bal yemesine neden olarak sokmasını engelliyor. Bal yiyen arının karnı dolduğu için bükülüp sokamıyormuş.

Kablo kelepçeleri ile bağlı çıtalar gözüküyor

Sağda görünen alüminyum folyo kovana yalıtım sağlıyor. Ayrıca içerde yükselen sıcak havayı geri yansıtarak kovanda ısı kaybını azaltıyor. Canberra çok kuru bir yer olduğu için herhangi bir buğulanma gözlemlemedim ama daha yaz sayılır, kışın nasıl olacak göreceğiz.

2 haftalık bir petek.

Bu arılar 2 haftada 3 tam petek örmüşler ve yeni petekler kenarlara bağlı değildi. 120 derecelik açı ile gelen yan duvarlar bunu engelliyormuş. Neler olacak göreceğiz ileri ki zamanlarda.

Bu kadarını tehmin etmiyordum, sadece 2 haftada ördüler bunu

Yeni petekler bembeyaz gıcır gıcır, seneye eski petekleri imha edip balmumu olarak kullanacağım ve sanırım 2 senede bir peteklerin tamamının yenilenmesini sağlamak gerekiyor. Yoksa peteklerde hastalık olabilir. Özellikle Amerikan ve Avrupa yavru çürüklüğü hastalığı ile kovanlara dadanan küçük siyah böcekler burada oldukça fazla görünüyormuş. Varroa ise Avustralya’da henüz yok (kulağa kurşun, tahtaya vuralım) ama bilim adamları yakında gelir diyorlar. Bu yüzden alternatif polenleme yapacak teknikler ve böcekler üzerine araştırma yapıyorlar.

Aradan bir geçiş yoluda bırakmışlar.

Bu arıları oturup saatlerce seyretmek istiyorum ama tabii kendi hallerine bırakıp saygı göstermekte yarar var.

Yakın çekim 

Sanırım kovanda belli bir açlık var, göründüğü gibi arıların kafaları peteklerin içinde. Sanırım besleme metodunu değiştirmem gerek.

Petekler yavaş yavaş dolmaya başlamış

Peteklerin bazıları yarım dolu idi. Hiç sırlanmış petek de yok tabii tüm balı hem yavrular hemde yeni petek örmek için kullandılar.

Buda eski petek

Bu yukarıdaki petek aslında geldikleri kutunun tavanında yeni örülmüş minik bir petekti, ziyan olmasın diye onuda kesip çıtaya monte etmiştim ve sağolsunlar büyütüp geliştirmişler.

Yanda yapışık yerleri bıçak ile kesmek gerekiyor.

Bir ekmek bıçağı ile yan taraflara yapıştırılmış petekler kesiliyor.

Nerede bu Kraliçe?

Kraliçeyi bulmak da bir diğer önemli mesele. Varlığından haberdar olmak gerekiyor.

Biraz yan yapmış peteği düzeltiyorum

Yanlara doğru bel vermiş petekleri elle düzeltip çıtalara bastırıyoruz. Arılara düz petek örmelerini söylüyoruz yani.

Diğer peteklere doğru devam

Yukarıdaki giriş deliklerini normalde şişe mantarı ile kapatıyorum. Esas giriş yan tarafta çitlere bakıyor. En rüzgar almayan yön çit tarafı.

Biraz duman verelim

Bir kez daha duman veriyorum ve bu son oluyor. Zaten körüğün içindeki çam iğneleri de yanıp bitti.

Geleceğin arıları bu petekler altında yatıyor

Kovanın tamamının kuluçka olması en geç 2 hafta içinde kovan mevcudunun üçe katlanacağını gösteriyor.

Eski peteklerden biri. Soldaki tele dikkat.

Koloni genç ve sezon sonuna yakın kovana girdikleri için polen ve nektar akışından nasiplerini alamadılar. dolayısı ile kıçlama için yeterli balları yok. Bu durumda besleme şart.

Neredeyse kovanın tamamı kuluçka

Yakın çekim

2 Haftada 3 tam petek örmüşler

Bu yeni petekler çıtalara direk örülmüş, başlangıç için balmumu bile yoktu.

Yeni peteklerin tamamı boştu. Şimdi bunları 2:1 oranında besleyip doldurmalarını sağlayacağım.

Mühendislik harikası

Vızır vızır çalışıyorlar.

Dikkatlice çekerek diğer çıtaya geçiyoruz.

Kovanın hiç bir yerinde propolis görmedim. Tabii hayvancıklar petek örme ile meşguldü ve zaten propolis toplamak için sıcaklıklar hiç yeterli olmadı.

Ve işte saygıdeğer Kraliçemiz

Nihayet kraliçeyi bulduk. içim rahatladı. Pek yumurta görememiştim ama kraliçe varsa devamı gelir düşüncesindeyim. Sonbahar sonuna kadar mevcutları çoğalıp kışa güçlü girerlerse ve yeterli balları olursa problem olmayacak.

Işık sevmediği için saklanıyor.

Kaçtı artık görünmüyor.

Ellerimin bu kontrol boyunca çıplak olduğunu görüyorsunuz. Eğer soracak olursanız söyleyeyim, hiç sokulmadım. Arılar çok sakindiler.

Bu arada işçiler bir Ana arı memesi yapmışlar.

Birde ana arı memesine rastladım. İçine bakmayı unuttum larva varmı diye ama sanırım bunu kraliçeye bir uyarı olması açısından işçi arılar yapmışlar. Yumurta görmemiş olmam ve memenin varlığı biraz rahatsız edici aslında. 2 hafta sonra tekrar kontrol edeceğim ve durumu o zaman daha iyi kavrayabilirim.

İşimiz bitti kapadık.

İşimizi bitirip kovanı kapadık.

Kovanın önden görünüşü.

Giriş delikleri yakın çekim.

Giriş deliklerinden bir kaç yakın çekim yapıp arılarımızı rahat bıraktık.

Kovanın arkası. Bu iki demir çıtaları asmak için.

Kovanın arkasındaki bu iki demir kontroller sırasında kovanda çıtaları çekecek yer yoksa, çıtayı asmak için yapıldı.

İşte böyle, ilk kovan kontrolümü başarı ile gerçekleştirdim. Yada en azından ben öyle sanıyorum :-). 2 hafta sonra tekrar açıp bakacağım. Bir türlü yazın gelmediği Canberra’da sonbahara doğru yaklaşıyoruz. Arıları istedikleri kadar besleyip kovanın arkasını naylon ile kaplayacağım ki rüzgardan korunsun. Isı kaybının en büyük nedenlerinden bir rüzgar. Geriye kalanını arılar halledecek.

2 hafta sonraki kontrolde video çekmeyi düşünüyoruz. Eğer güzel bir çekim olursa burada yayınlayacağım.

Langstroth Kovanı Açtık


Hobi arıcılığına girmeme Yardımcı olan Mark ile bugün bana verdiği kovanı açtık. Üstteki dalaklara bakılırsa hayvanların bal yapacak yeri kalmamış. 5 Çerçeve bal çıkardık. Sadece bir tanesinde bir kaç erkek yavru vardı.

Bal çerçevesi henüz sırlanmamış.

Devamı »

Hobi Arıcının Bir Yılı ve Diğer Notlar


http://www.backyardbeekeepers.com/calendar.htmladresinden çeviridir.

Aşağıdaki liste hobi arıcı olarak yılın her ayında yapılması gerekenleri listelemektedir. Hava durumu, bulunan yer ve hatta arının cinsi bu aktiviteleri değiştirebilir. Bu liste her ay kovanın içinde neler olup bittiği hakkında genel bir bilgi vermektedir ve bazı önemli arıcılık işlerini de sıralamaktadır. Kovan işleri için harcanacak zamanı da vermektedir. Eğer kovan güncesi tutuyorsanız zaten ilk seneden sonra periyodik yapılacak işler ortaya hemen hemen çıkar. Kovan güncesi tutmak bu yüzden önemli bir olay.

Kış
İlkbahar
Yaz
Sonbahar
Kuzey Yarımküre
Güney Yarımküre
Kuzey Yarımküre
Güney Yarımküre
Kuzey Yarımküre
Güney Yarımküre
Kuzey Yarımküre
Güney Yarımküre
Aralık
Haziran
Mart
Eylül
Haziran
Aralık
Eylül
Mart
Ocak
Temmuz
Nisan
Ekim
Temmuz
Ocak
Ekim
Nisan
Şubat
Ağustos
Mayıs
Kasım
Ağustos
Şubat
Kasım
Mayıs
Kuzey ve Güney yarımkürede mevsimlere düşen aylar

Ocak – (GY Temmuz)

Arılar: Ana arı binlerce işçisi tarafından sarılmıştır. Buna salkım denir. Arılarda pek aktivite yoktur. Ancak sıcaklık 7C ile 10C arasına ulaşırsa arılar dışkı bırakmak için kovandan çıkabilir. Bu ayda kovanda erkek arı bulunmaz. İşçi arı petekleri olabilir. Arılar bu ay 11 kilodan biraz fazla bal tüketirler.

Arıcı: Arıcının bu ay yapacağı çok fazla bir iş yok. Eğer çok kar yağdıysa kovanın girişlerini kardan temizleyerek kovan içi havalandırmasının kesilmemesini sağlayın. Eğerkarlar erirse ve koloninin yiyeceği kalmamışsa şeker veya fondant ile beslenir. Bu ay hem arıcılık hakkında okuma hem de kulüplerde toplantılara katılmak için çok uygun bir aydır. Gelecek sezon için ekipmanın kontorlü, tamiri, temizlenmesi yapılabilir. Ana arı veya paket arı siparişleri verilebilir.

Harcanan Zaman: Bir saatten az.

Şubat – (GY Ağustos)

Arılar: Ana arı gene işçileri ile salkımdadır ve her gün bir kaç fazla yumurta bırakarak koloninin devamını sağlar. İşçiler havanın iyi olduğu günlerde çıkarak dışkı bırakırlar. Arılar bu ay da 11 Kilo civarı bal tüketirler.

Arıcı: Yapılacak çok fazla bir şey yok. Kulüp toplantılarına katılıp ekipmanlarınızı onarabilir veya fırında kurutulmuş 2,5cm kalınlığında çam ağacı bulmak için araştırabilirsiniz.

Harcanan Zaman: Bir saatten az.

Mart – (GY Eylül)

Arılar: Bu ay kolonilerin açlıktan öldüğü aydır. Fakat sonbaharda şurup ile yeterince beslediyseniz problem olmaz. Günlerin uzaması ve sıcaklıkların artması ile beraber ana arının yumurtlama sayısı artar. Artan yavru sayısı daha fazla besine talep doğurur. bu ayda erkek arılarda ortaya çıkmaya başlar. Arılar bal stoğunu tüketmeye devam eder.

Arıcı: Ayın başında, güneşli, rüzgarsız bir günde kovanı açarak bal stoğunu kontrol edin. Eğersırlı bal petekleri mevcut değilse acilen fondant veya sofra şekeri ile besleme yapın. Don olmuyorsa şurup da verebilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bir kere bu mevsimde beslemeye başlarsanız, arılar kendi yiyeceklerini getirene kadar devam etmeniz gerekiyor. Eğerİlkbahar Varroa ilaçlaması yapacaksanız bu ay sonuna doğru yapabilirsiniz.

Harcanan Zaman: İki saat.

Nisan – (GY Ekim)

Arılar: Havalar düzelmeye başladı. Erken çiçek açan bitkiler uyandı. Arılar kovana polen taşımaya girişti ve ana arının da yumurtlama hızı yükseldi. kovanın nüfusu hızla yükseliyor ve erkek arılarda sıkça görülmeye başladı.

Arıcı: Sıcak ve rüzgarsız bir gün seçip kovan üzerindeki ilk kapsamlı bakımınızı yapabilirsiniz. Anaarı hala yaşıyor mu? Taze yumurta görebiliyor musunuz? Ana arının yumurtlama stili düzgün bir sıra takip ediyor mu? Kovan çıtalarını bir kuluçka bir bal olarak dizebilir veya tersine çevirebilirsiniz. Bu koloninin büyümesine yardımcı olur. Koloniye ilaçlı şurup verebilirsiniz.

100g kurumuş ısırgan otu, 1 litre su ve 1 kilo şeker ile hazırlanacak şurup verilebilir. Bu tarif kuluçka gözlerinin yapılmasına yardımcı oluyormuş

Harcanan Zaman: Üç saat.

Mayıs – (GY Kasım)

Arılar: Arı aktivitesi tam anlamı ile tepeye ulaşmaktadır. Nektar ve polen akış hızlanmıştır. Anaarı potansiyelinin en tepesinde yumurtlamaktadır.

Arıcı: İlkbahar ilaçlamaları (mum güvesi vs) ilaçlamaları yapılır ve ikinci kat eklenmeden ilaçlama bitirilir. ÜÇK kullanıyorsanız kovanın boyunu genişletmeye başlayabilirsiniz. Her hafta koloniyi kontrol ederek ana arı memeleri kesilir ve oğul vermesi engellenir. Ballı çıtalar geriye çekilir ve boş çıtalar eklenir.

Harcanan Zaman: Dört yada beşsaat

Haziran – (GY Aralık)

Arılar: Oğul vermeyen koloniler sayıları çoğalacaktır. Ana arının yumurtlama hızı bu mevsimde düşebilir. Esas bal akışı bu ayda gerçekleşmektedir.

Arıcı: Haftalık controller yaparak koloninin sağlığını ve ana arının varlığını control edin. Gerekiyorsa kat çıkılabilir yada ÜÇKkullanıyorsanız ayraç tahtasını geriye çekerek kovanın boyutunu büyütebilirsiniz.

Harcanan Zaman: Dört yada beşsaat

Temmuz – (GY Ocak)

Arılar: Eğerhavalar iyi gidiyorsa nektar akışı halen daha devam ediyordur. Sıcak ve nemli gecelerde bir kısım arının kovanın dışında kendini soğutmaya çalıştığını gözlemleyebilirsiniz.

Arıcı: Haftada bir kovanı açarak koloninin sağlığını kontrol edin. Gerekiyorsa kovanın boyunu büyütün yada kat çıkın.

Harcanan Zaman: İki yada üç saat

Ağustos – (GY Şubat)

Arılar: Koloninin büyümesi durur ve hatta geri gitmeye başlar. Erkek arılar hala ortalıktadır. Etrafta pek fazla nectar kalmadığı için dışarıda fazla arı gözükmez.

Arıcı: Koloninin oğul verme şansı artık yoktur. Sarıca ve diğer arı benzeri böcekler kovandan bal çalmaya çalışabilir. Kovan girişlerini daraltıp bunu kısmen engelleyebilirsiniz. Çok fazla yapacak bir şey olmadığı için sizde bir tatil yapabilirsiniz.

Harcanan Zaman: Bir yada iki saat

Eylül – (GY Mart)

Arılar: Erkek arılar artık hiç görülmez. Koloninin nüfusu düşmeye başlar. Ana arının yumurtlama hızı oldukça düşer.

Arıcı: Bal sağımı bu ayda yapılır. Hasattan sonra arılar kontrol edilir ve ana arının varlığı ispatlanır. Hasattan sonra koloniye en az 27-30 kilo arası bal bırakmalısınız. Ay sonuna doğru arıları şurup ile besleyin. Bu beslemede ilk 7 yada 8 litre ilaçlı gerisi ilaçsız olmalıdır. Mum güvesi, varroa vs için ilaçlama yapılır. Arılar artık şurup  almayana kadarbeslemeye devam edin. Arı ancak ihtiyacı kadar şurubu alır daha sonra buna dokunmaz.

http://en.wikibooks.org/wiki/Beekeeping/Recipes_for_the_Beesadresinden bu tarif Varroa ile mücadelede organik bir yol sunuyor.
Mineral Tuzlar ve Kokulu yağlar ile Arı Ekmeği
907g sert vegetable shortening (Crisco)
1,360kg beyaz şeker
453g temiz bal
1/3 cup havanda dövülmüş mineralli tuz.
3 tbsp Wintergreen oil yada Tea Tree Oil
Tüm malzemeye mikserde karıştırıp Fırın kağıdı arasında ezerek el büyüklüğünde parçalar yapın. Steril bir torbaya koyup ağzını kapatın ve buzlukta saklayın.

Harcanan Zaman: İki yada üç saat

Ekim – (GY Nisan)

Arılar: Arılarda pek aktivite yoktur. Kışa hazırlanmak üzere toplanmaya başlarlar.

Arıcı: Yağmacılığa karşı dikkatli olun. Kovanı kışlama moduna sokun. Havalandırma ve nem konrolünü unutmayın. Girişlere fare teli koyun. Rüzgardan korumak için naylon veya benzeri şeyler ile kovanı örtün. Kış beslemesini bitirin.

Harcanan Zaman: İki saat.

Kasım – (GY Mayıs)

Arılar: Arılar artık salkıma çıkar ve dışarıda hiç görülmezler. Giriş deliklerini bir tanesi açık kalacak biçimde şişe mantarı ile kapatın.

Arıcı: Tüm ekipman elden geçirilir ve temizlenir. Temiz ve kuru bir yere kaldırılarak fare ve diğer haşaratlardan korunur.

Harcanan Zaman: Bir saat

Aralık – (GY Haziran)

Arılar: Arılar artık sıkıca salkım oluşturur ve sizin beslediğiniz şurubu kullanarak kendilerini ısıtmaya çalışırlar. Bu dönemde kovan açılmaz.

Arıcı: Yapabileceğiniz çok fazla bir şey yok. Bir kaç arıcılık kitabı okuyabilir ve tatilin tadını çıkarabilirsiniz.

Harcanan Zaman: Yok.

Benim daha önce yazdığım notlar
1- Kraliçe teli gerekmiyor. Kovanın girişinden itibaren 10 çıta kraliçenin yumurtlaması için yeterli. Zaten kraliçe daha öteye geçmiyormuş.
2- Kışa girerken ne kadar yumurtalı petek varsa (brood) o kadar sayıda bal bırakmak gerekiyormuş.
3- Kontroller sırasında ballı peteklerin nerede başladığına dikkat ederek, kaç tane yumurtlama peteği olduğuna bakılıyor. Ballı petekler geriye çekilerek (çıkış deliklerinden uzağa doğru) yerlerine boş çıtalar yerleştiriliyor.
4- Ballı petekler geriye çekilmezse koloninin oğul vermesine yol açabiliyormuş. Ayrıca ballı peteğin kraliçenin sonraki peteklere geçip yumurtlamasını da engellediği belirtilmiş.
5- Kovan çıkış deliğinden geriye doğru büyüyor. Ballı petekler hep son sona çekiliyor.
6- Bal hasadı sırasında temiz ve kapaklı bir kovaya petek çıtadan kırılarak yada ekmek bıçağı ile kesilerek alınıyor ve kovanın kapağı hemen kapatılıyor (içinde arı kalmadan). Böylece yağmalama isteği azalıyor.
7- Kararan yumurtlama peteklerinin değiştirilmesi parazit ve hastalıkları önlemek için gerekli.
8- Koloniye ikiye bölmek için 2 yada 3 yumurta dolu petek ve bir o kadar da bal dolu petek başka bir kovana alınıyor ve işçi arılar bu durumda kraliçe üretmeye başlıyor. Her gün kontrol edip kraliçe var mı yok mu bakılıyor ve taze yumurta görmek gerekiyor.
9- Kışlama döneminde salkıma giren arı eğer kovanın ortasında salkıma girdiyse, kış boyunca kovanın gerisine doğru ilerleyerek mevcut balı tüketirler. Eğer ön taraflarda bal peteği varsa bunlara dokunmuyorlar (ne kadar aç olurlarsa olsun). Bu yüzden arı salkıma girer girmez salkımların kovanın başına çekilmesi ve balların da kovanın sonuna doğru sıralanması gerekiyor.
10- Kovanın çatısına bir yüzü beyaz, diğer yüzü siyah ince materyal koyun. Yazın beyaz yüzünü (ısıyı dağıtmak için) ve kışın ise siyah yüzünü (ısıyı toplaması ve altındaki kovanı ısıtması için) güneşe çevirin.
11- Kovanı kışın yalıtmak için sarmak içerideki ısıyı korur ama ısının kaybı en fazla çarpan rüzgar ile oluyor. Bu yüzden rüzgara dayanıklı plastik bir malzeme ile kovanın sarılması düşünülebilir.
12- Kışlama konumuna geçince ayraç tahtasından sonra kalan kısma cam yünü, paçavra bez, talaş yada saman gibi izole edici bir materyal ile doldurarak yalıtım sağlanabilir. Buraya farelerin girmemesi için dikkatli olun.
13- Eğer koloni küçük ise, yeteri kadar bal stoğu yapamamış ise veya ilk kışı ise muhakkak besleme yapılmalı. Ayrıca giriş deliklerine mantar takıp sadece bir tanesi açık bırakılmalı.
14- Çatının altına alüminyum folyo döşenerek (parlak tarafı çıtalara doğru gelecek) hem dışarıdan gelecek fazla ısı defedilebilir hemde kovanın içindeki ısının yansımadan dolayı içerde kalması sağlanır. Bir kovanda arıyı endişelendiren en önemli iki unsur kovanın ısısının ve kokusunun kaçmasıdır.

Neden Üst Çıtalı Karakovan?
1- Ticari olarak düşünmediğimiz için işi az. Tek kovan ile yetineceğiz. Yeriniz varsa iki de olabilir ama fazlası gereksiz. Eğer uygun düz bir çatınız varsa istediğiniz sayıda kovan sahibi olabilirsiniz.
2- Arılara kendi peteklerini sıfırdan yapmak imkanı vermek. Sonuçta bu işi için yaratılmışlar ve petek büyüklüklerini kendileri ayarlıyorlar.
3- Kovan 30 çıtadan oluşuyor. Eğer 15 çıtadan sonra bal olursa sizin, yoksa ilk 15 çıta arı kolonisine kalıyor. Yarısı kuluçka olsa diğer yarısındaki bal onlara kışın yeterli olacaktır ve ayriyetten beslemeye gerek yok. Zaten besleme olayı tüm balın ellerinden alınması durumunda gerekli oluyor.
4- Kontroller sırasında kovanın ısısı ve kokusu kaçmıyor. Bir arı kolonisinin en önemli gereksinimi bu.
5- Arılar fazla rahatsız edilmediği için daha sakin oluyorlar. Sokmalarını azaltıyor.
6- Tamamen yeniden kullanılabilir tahtalardan üretildiği için çevreye zarar vermiyor.
7- Arka bahçede arı beslemek arı neslinin devamı ve gen çeşitliliği için elzem. Herkes yapsa arı nesli azalmaz. Şu anda dünya genelinde arı neslinin azalmaya başladığı bir gerçek.
8- Karakovandan çıkacak balmumu daha fazla. Katma değerli ürün olarak değerlendirilebilir.
9- Arıların kendi peteklerini örmesine izin verdiğimiz için kışlama sırasında daha korunaklı oluyorlar.
10- Arı çok akıllı bir böcek. Kendi doğal ortamında bir ağaç kovuğunda 15 sene yaşamış koloniler var. İnsan eli değmeden yaşamını sürdürebiliyor. Bizim kara kovan kısmen bu olguyu destekliyor. İyi bir yaşam alanı sunabilirsek ve onlara gereken saygıyı verebilirsek meyvelerini afiyetle yeriz.
11- Bahçesinde arı olan kişi zararlı böcek ilaçlarından otomatikman kaçınıyor. Organik tarım için zaten elzem bir olay. Bitkilerin polenlenmesine de yardımcı olduğu için ekstra faydalı.
12- Arılara güzel bir yaşama alanı verdiğimiz için mutlu olduklarını düşünerek bizde mutlu oluyoruz. Onları seyretmek ise insanı rahatlatıcı bir etkinlik.
13- Penceresi sayesinde hem kontroller kolaylaşıyor hemde çocuklara neler olup bittiğini gösterebilmek kolaylaşıyor. Bu bence herşeyden daha önemli. Yeni nesil bunları öğrenirse büyük bir ihtimalle ileride onlar da yapmak isteyecekler.

Yeni koloninin kovana alıştırılması
Balmumu, linseed yağı, tea tree oil, spearmint oil ve taze bal karışımını kısık ateşte ısıtıyoruz. Balmumu eridiğinde bunu kovanın içine fırça ile sürüyoruz. Tea Tree oil ile spearmint oil eBay’den alınabilir. Bu iki yağ ana arının çıkardığı feromonlara yakınmış ve oğul kapanları için kullanılıyormuş. Linseed tahta aksamı korumak için de kullanılıyor.

Arıların hızlı petek yapması için helede İlkbahar başında besin az iken beslenmeleri gerekiyor. Şu adreste yayınlanan bilimsel bir araştırmaya göre Isırgan otunun arılar üzerinde multivitamin etkisi yaptığı ve enerjilerine enerji kattığı yazıyor. Isırgan otu organik tarımdan tutunda, büyük ve küçük baş hayvanlara yem olarak bile kullanılıyor. 1 litre su, 1kg şeker ve 100g taze ısırgan otu ile hazırlanan şurup arıların daha hızlı petek örmesine neden oluyormuş. Yukarıda bağlantısını verdiğim araştırma da ayrıca kekik, soğan, sarımsak, ekinezya ile de testler yapılmış fakat en iyi sonucu ısırgan otu vermiş. Yeni koloninin ilk işi ana arının yumurtlayacağı petekleri yapmak olduğu için bu şurup koloni nüfusunun daha hızlı artmasını sağlar.

Peteklerin düz olması için
İlk çıtaya temel petek takılıyor. Arılar bu altıgen formasyonun üzerine petekleri kabartıyor. İlk petek düzgün olunca sonraki peteklerde düzgün oluyormuş.

Şeker Şurubu ile Besleme
http://wadesbees.wordpress.com/2012/01/08/bee-candy/ adresinden çevrilmiştir. Adreste olayın kimyasal reaksiyonu güzelce anlatılmış. Blog sahibi 40 seneden beri arılarını bu tarif ile besliyor. Zaten güvenilir olmasa alıp burada yayınlamazdım. Cream of Tartar ve Tartaric Acid birbirlerinden farklı şeylerdir, karıştırmayın.

  • 0.473L su (1 pint)
  • 2.267kg şeker (5 pound)
  • 1/3tsp Cream of Tartar yada 1 tbsp Sirke
1. Su ve Şekeri karıştırın
2. 110°C’de kaynatın
3. Cream of tartar ekleyip 114,4°C ye gelene kadarkarıştırmadan bekleyin.
4. 114,4°C sıcaklığa ulaştığında altını kapatın
5. 51,6°C’ye soğuduğunda kalıplara boşaltın.

Karakovanın Yeni Resimleri


Resimlerin sonunda güncellediğim notları okumayı unutmayın.

Kovanın iç kısmı. Sıcaklık ve Nem sensörü ile güneş altında değerleri ölçüyorum.

Çatı ile beraber gayet iyi oldu.

Giriş delikleri rüzgar almayacak biçimde

Bana verilen kovan.

Çatı menteşeli ve bu şekilde kalkıyor.

Çatı altına yalıtım amaçlı kilim koydum.

Kilimi serip çatıyı kapatıyorum. Çatı içine yaılıtım malzemesi de koyacağım.

Giriş delikleri şişe mantarı ile kapanabiliyor.

Çatı üzerindeki boruyu silikon ile sabitledim.

Bunlar üst çıtalar. Kısmetse bal bu çıtalara yapılacak.

Bir kaç not daha ekliyorum.
1- Kraliçe teli gerekmiyor. Kovanın girişinden itibaren 10 çıta kraliçenin yumurtlaması için yeterli. Zaten kraliçe daha öteye geçmiyormuş.
2- Kışa girerken ne kadar yumurtalı petek varsa (brood) o kadar sayıda bal bırakmak gerekiyormuş.
3- Kontroller sırasında ballı peteklerin nerede başladığına dikkat ederek, kaç tane yumurtlama peteği olduğuna bakılıyor. Ballı petekler geriye çekilerek (çıkış deliklerinden uzağa doğru) yerlerine boş çıtalar yerleştiriliyor.
4- Ballı petekler geriye çekilmezse koloninin oğul vermesine yol açabiliyormuş. Ayrıca ballı peteğin kraliçenin sonraki peteklere geçip yumurtlamasını da engellediği belirtilmiş.
5- Kovan çıkış deliğinden geriye doğru büyüyor. Ballı petekler hep son sona çekiliyor.
6- Bal hasadı sırasında temiz ve kapaklı bir kovaya petek çıtadan kırılarak yada ekmek bıçağı ile kesilerek alınıyor ve kovanın kapağı hemen kapatılıyor (içinde arı kalmadan). Böylece yağmalama isteği azalıyor.
7- Kararan yumurtlama peteklerinin değiştirilmesi parazit ve hastalıkları önlemek için gerekli.
8- Koloniye ikiye bölmek için 2 yada 3 yumurta dolu petek ve bir o kadar da bal dolu petek başka bir kovana alınıyor ve işçi arılar bu durumda kraliçe üretmeye başlıyor. Her gün kontrol edip kraliçe var mı yok mu bakılıyor ve taze yumurta görmek gerekiyor.
9- Kışlama döneminde salkıma giren arı eğer kovanın ortasında salkıma girdiyse, kış boyunca kovanın gerisine doğru ilerleyerek mevcut balı tüketirler. Eğer ön taraflarda bal peteği varsa bunlara dokunmuyorlar (ne kadar aç olurlarsa olsun). Bu yüzden arı salkıma girer girmez salkımların kovanın başına çekilmesi ve balların da kovanın sonuna doğru sıralanması gerekiyor.
10- Kovanın çatısına bir yüzü beyaz, diğer yüzü siyah ince materyal koyun. Yazın beyaz yüzünü (ısıyı dağıtmak için) ve kışın ise siyah yüzünü (ısıyı toplaması ve altındaki kovanı ısıtması için) güneşe çevirin.
11- Kovanı kışın yalıtmak için sarmak içerideki ısıyı korur ama ısının kaybı en fazla çarpan rüzgar ile oluyor. Bu yüzden rüzgara dayanıklı plastik bir malzeme ile kovanın sarılması düşünülebilir.
12- Kışlama konumuna geçince ayraç tahtasından sonra kalan kısma cam yünü, paçavra bez, talaş yada saman gibi izole edici bir materyal ile doldurarak yalıtım sağlanabilir. Buraya farelerin girmemesi için dikkatli olun.
13- Eğer koloni küçük ise, yeteri kadar bal stoğu yapamamış ise veya ilk kışı ise muhakkak besleme yapılmalı. Ayrıca giriş deliklerine mantar takıp sadece bir tanesi açık bırakılmalı.
14- Çatının altına alüminyum folyo döşenerek (parlak tarafı çıtalara doğru gelecek) hem dışarıdan gelecek fazla ısı defedilebilir hemde kovanın içindeki ısının yansımadan dolayı içerde kalması sağlanır. Bir kovanda arıyı endişelendiren en önemli iki unsur kovanın ısısının ve kokusunun kaçmasıdır.

Üst Çıtalı Kara Kovan – Resimler


Daha önce yazdıklarıma Arı Kovanı Yapalım ve Üst Çıtalı Karakovan Yapımı – Notlar bakabilirsiniz.

Kovanın açısını 120° olarak hesaplamıştım sanırım çok geniş oldu. Çıtaların uzunluğu 57cm. Daha sonra bulduğum bazı planlarda 105° ile 110° arasında verilmişti. Neyse artık bir kere yaptık bu şekilde. Kullandığım tüm kereste ve tahtalar civardaki inşaatlardan ve benim garajdan geldi. Yan duvarlar ise bir arkadaştan aldığım kapıdan kesildi. Kapı iki kontraplak arasına karton gibi kalın kağıttan oluşuyor. Sanırım kışın kovan ısısını korumak için iyi olacak. Tepeden bir termometre ile kovan ısısını kontrol etmeyi düşünüyorum. Yada kablosuz ısı ve nem sensörünü de koyabilirim.

Çatıyı da bu hafta sonu yapmayı düşünüyorum.

Güzelce zımparalayıp ince işini yaptıktan ve yağladıktan sonra kullanıma hazır olacak.

Kovanın içi. Pencerelerin altındaki çekmece ile Varroa kontrolü yapılıyor.
Önden görünüş. Henüz giriş deliklerini delmedim.

Kovanı daraltmak için ayraç tahtası ve bal çıtaları.
Kovanın boyu 1,25m oldu. 

Neden Üst Çıtalı Karakovan?

  1. Ticari olarak düşünmediğimiz için işi az. Tek kovan ile yetineceğiz. Yeriniz varsa iki de olabilir ama fazlası gereksiz. Eğer uygun düz bir çatınız varsa istediğiniz sayıda kovan sahibi olabilirsiniz.
  2. Arılara kendi peteklerini sıfırdan yapmak imkanı vermek. Sonuçta bu işi için yaratılmışlar ve petek büyüklüklerini kendileri ayarlıyorlar.
  3. Kovan 30 çıtadan oluşuyor. Eğer 15 çıtadan sonra bal olursa sizin, yoksa ilk 15 çıta arı kolonisine kalıyor. Yarısı kuluçka olsa diğer yarısındaki bal onlara kışın yeterli olacaktır ve ayriyetten beslemeye gerek yok. Zaten besleme olayı tüm balın ellerinden alınması durumunda gerekli oluyor.
  4. Kontroller sırasında kovanın ısısı ve kokusu kaçmıyor. Bir arı kolonisinin en önemli gereksinimi bu.
  5. Arılar fazla rahatsız edilmediği için daha sakin oluyorlar. Sokmalarını azaltıyor.
  6. Tamamen yeniden kullanılabilir tahtalardan üretildiği için çevreye zarar vermiyor.
  7. Arka bahçede arı beslemek arı neslinin devamı ve gen çeşitliliği için elzem. Herkes yapsa arı nesli azalmaz. Şu anda dünya genelinde arı neslinin azalmaya başladığı bir gerçek.
  8. Karakovandan çıkacak balmumu daha fazla. Katma değerli ürün olarak değerlendirilebilir.
  9. Arıların kendi peteklerini örmesine izin verdiğimiz için kışlama sırasında daha korunaklı oluyorlar.
  10. Arı çok akıllı bir böcek. Kendi doğal ortamında bir ağaç kovuğunda 15 sene yaşamış koloniler var. İnsan eli değmeden yaşamını sürdürebiliyor. Bizim kara kovan kısmen bu olguyu destekliyor. İyi bir yaşam alanı sunabilirsek ve onlara gereken saygıyı verebilirsek meyvelerini afiyetle yeriz.
  11. Bahçesinde arı olan kişi zararlı böcek ilaçlarından otomatikman kaçınıyor. Organik tarım için zaten elzem bir olay. Bitkilerin polenlenmesine de yardımcı olduğu için ekstra faydalı.
  12. Arılara güzel bir yaşama alanı verdiğimiz için mutlu olduklarını düşünerek bizde mutlu oluyoruz. Onları seyretmek ise insanı rahatlatıcı bir etkinlik.
  13. Penceresi sayesinde hem kontroller kolaylaşıyor hemde çocuklara neler olup bittiğini gösterebilmek kolaylaşıyor. Bu bence herşeyden daha önemli. Yeni nesil bunları öğrenirse büyük bir ihtimalle ileride onlarda yapmak isteyecekler.

Zehirli Bal Üreten Bitkiler


Daha önce yazdığım Arı Kovanı Yapalım ve Üst Çıtalı Kara Kovan Yapımı yazılarında sonra bal üretiminde balın zehirli olması hakkında Cevat Bey’in  sorduğu soru üzerine bir kaç araştırma yaptım (Google ile).

Cevat Bey demişki:

Gürkan bey, kovan tasarımı oldukça başarılı görünüyor, benim merak ettiğim bir diğer konu da; nasıl bir bal üretileceği. Benim gördüğüm arıcılık yapanlar kovanları belli ağaç ve bitkilerin olduğu bölgelere yerleştiriyorlar. Örneğin karadenizde kestane balı dedikleri bir bal üretiliyor, veya yaylalarda çiçek balı, ülkemizin güney kesimlerinde ise bize özgü çam balı. Ama bunu yapmak için kovanları taşıyarak çam ormanlarının içerisinde uygun bir alana yerleştiriyorlar. Hatta burada sonbahar da bir grup kovanın taşınarak büyük bir “Püren” veya Erica bitki kolonisinin yakınlarına getirildiğini gördüm. Bu bitki de sonbaharda çiçek açan nadir bitkilerden biri. Sonra bazı ballar deli bal tabir edilen kısmen zehirli hale gelebiliyor, bu da sanırım balın üretildiği bitkiler veya çiçekleri ile ilgili. Bu konuda ne düşünüyorsunuz.?

Zakkum, Sarı Yasemin, Açelya ve Orman gülü (Rhododendron) adı verilen funda bitkilerinden toplanan nektarın bala dönüştürülmesi insan sağlığına zararlı olabiliyormuş.

Ormangülünden olan zehirli maddeler balın doğru şekilde kovanda olgunlaştırılması ile ortadan kalkıyormuş. Fakat zakkumun balı larvalara yiyecek olarak da verildiği için tüm kovanın ölmesine yol açabiliyor. Arılar genelde içgüdüsel olarak zakkum ağaçlarından nektar toplamıyormuş. Fakat tek besin kaynağı bu ise ve yoğun oranda varsa olabiliyor.

Ayrıca Yeni Zelanda’da Coriaria familyasına ait Tutu ismindeki bitkilerin sularını sindiren bir tür çekirgenin dışkı olarak ürettiği nektarı arılar bazen toplayıp bala dönüştürebiliyor ve tutu bitkisinin ürettiği toksinler kovana taşınabiliyormuş.

Bulduğum bir listeye göre:

  1. Summer Ti Ti…
  2. Yellow Jessamine/ Gelsemium Sempervirens/ Carolina Jasmine/ Evening Trumpetflower/ Woodbine (Arılara zararlı, ölümlere neden oluyor)
  3. Star Lily/Deathcamus Zigadenus familyası bitkileri (polenleri arıları zehirliyor)
  4. Heliconia genus (Arılar için toksik)
  5. Spathodea Tree/ Fountain Tree/ Africa Tulip Tree/ Flame-of-the-Forest/ Nandi Flame
  6. Balsa Tree (Arılar için toksik)
  7. Aesculus Californica/ California Buckeye/ California Horse-chestnut (toksik polen ve nektar)
  8. Neottica Orchid (Arılar için toksik)
  9. Rhododendrum Ponticum/ Azalea Pontica/ Common Rhododendron (Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  10. Andromeda Polifolia/ Bog Rosemary (Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  11. Mountain Laurel/ Kalmia Latifolia/ Spoonwood/Calico Bush/ (Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  12. Sheep Laurel (Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  13. Azaleas (Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  14. Wharangi Bush/ Melicope/ Corkwood/ Doughwood/ Alani (İnsan ölümlerine yol açan bal)
  15. Datura (Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  16. Belladonna/ Deadly Nightshade/ Amaryllis (Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  17. Henbane/Stinking Nightshade (Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  18. Serjania Lethalis ( Brezilya; (Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  19. Tutu bushes/ Coriaria Arborea –Yeni Zelanda –(Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  20. Vine Hopper çekirgesi (Tutu bitkisi ile besleniyor) — Sadece Yeni Zelanda’da –(Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
  21. Oleander (Çıkan bal insanlar için toksik oluyor)
Bu bitkilerin latince isimlerini google veya http://www.seslisozluk.net ile arattırarak resimlerini ve Türkçe karşılıklarını bulun ve etrafta yetişiyor mu kontrol edin. Bitkilerin bazıları süs bitkisi olduğu için komşuların saksılarını da kontrol etmeniz gerekebilir.
Deli Bal ormangülünden geliyor. Şu adreste ayrıntılı bilgi bulmak mümkün. Doğu Karadeniz bölgesinden çıkan ballarda olabiliyormuş. Hakkında şaibeli bilgi var. İlaç olarak kullanıldığı da berlirtilmiş.
Arı kovanlarının belirli yerlere taşınması hem üretimi arttırmak hemde balın aromasını geliştirmek açısından önemli. Ticari üretimler de uygulanan bir yöntem. Bizim için gerekli değil.
Eğer karakovanınız sağlıklı biçimde gelişiyorsa, larva ölümleri yoksa, çıkan balın hasadından evvel yeterli derecede olgunlaşması sağlanıyorsa bir tehlike olacağını sanmıyorum.
Bu arada hafta sonu kovanımı çatısı hariç bitirdim. Zımparalayıp linseed ve balmumu ile cilaladıktan sonra tam olarak bitmiş olacak. Resimleri yakında yayınlayacağım.

Üst Çıtalı Karakovan Yapımı – Notlar


Ekleme: Bu kovan tipi daha önce arıcılarımız tarafından tartışılmış. Üst Çıtalı Karakovan olarak çevrilmiş. Ayrıca çıta genişliği en az 37mm olarak verilmiş. Farklı arı türlerinin farklı genişliklerde çıtaya ihtiyaç duyduğu belirtilmiş. Eğer çıta büyük olursa birden fazla dalak örmesine neden oluyor ve bunların temizlenmesi gerek.

Topbar kovanda petek çıtaları için verilen genişlikler:

  1. Kuluçkalar için 33-35mm
  2. Bal için 35-44mm

Bu durumda yaklaşık 1 metrelik bir topbar kovanda 15 adet çıta kuluçka ve kış stoğu için (15*33=495mm) ve geriye kalan 505mm ile de 14*35=490mm adet çıta bize bal olarak kalır.

Pencere ile kovanın kontrolü açılmadan yapılıyor

Kovanın boyutunu biraz büyütüp 15 çıta (35mm genişliğinde) koloniye ve 15 çıta (44mm genişliğinde) bize bal olarak kalsın istersek 1185mm sadece içi ve 24mm’lik yan duvarlar da eklendiğinde 1233mm eder. Biraz büyük oldu ama sanırım oğul vermeye kalkarsa kolayca yarı yarıya paylaştırılabilir. Aslında bulduğum resimlere göre pek de büyük değil. Belki altına tekerlek bile monte edilebilir. Bu kovanın ağır olacağı belli.

Küçültmek istersek 15 adet 33mm çıta koloniye ve 15 adet 35mm çıta bize dersek, kovanın boyutu yan duvarlar ile beraber 1068mm oluyor.

Pencerenin buhar yapıp akmaması ve akabinde küf oluşturmaması için pencerenin önüne yalıtım yapmak da gerekiyor.

15. çıtadan sonra kraliçe teli koyarak kraliçenin diğer tarafa geçmesi engellenebilir. Bu yöntem hiç bir sitede yazmıyor, acaba düşünen olmamış mı yoksa kimsenin umurunda değil mi anlamadım. Belkide kraliçe belli yerleri dolaşıyordur.

Ayraç ile kovanın boyutu küçültülmüş

Tahtaların hava şartlarına dayanması için balmumunu  linseed yağı ile eritip sürüyoruz. İçini dışını farketmiyor. 2 hafta kadar kurumaya bırakıyoruz. Daha sonra dışını beyaz boya ile boyayabiliriz. Balmumu ve linseed yağı yüksek ısıda yanabiliyor. Dikkatlice ısıtmak da yarar var. Sıcak su dolu bir kabın içine başka bir kap koyarak eritebilirsiniz.

Eğer petekler yanlara yapışmışsa ekmek bıçağı ile yukarı aşağı hareketler ile kesiyoruz. Aksi takdirde petekler kırılabiliyor. Uzunca bir ekmek bıçağı lazım.

Topbar bal bu şekilde oluyor

Kovanı ortadan açacağımız deliklerle girişi sağlayarak ortadan yanlara doğru büyütmek mantıklı olabilir. Yanda boş kalan kısımları ayraç tahtaları ile bölerek saman veya paçavra bez doldurarak yalıtım sağlanabilir.

Çıtalar için en iyi model altı üçgen olan model. Bu modele örülen petekler daha sağlam tutunuyormuş. Ayrıca üçgen kısma balmumu sürerek arılara bir fikir verebiliyoruz.

Petekler bu üçgenlerden sarkıyor

Kovana kış aylarında yemlik için yapılacak en iyi model ise şu forum girdisinde anlatılmış. Kovanı açmadan ve ısıyı kaçırmadan şurubun verilebilmesi en iyi özelliği. Delikli sal biçiminde yapılmış tahta parça arıların boğulmadan şurup içmesine yarayacak ve balmumu ile kaplanarak sudan korunuyor. Kovanın 1 metre gibi bir boyutta olması bu tür besleme kaplarının rahatça monte edilebilmesine yarıyor.

Besleme kabı

Çatı için yalıtımlı bir şeyler düşünüyorum. Fakat aralık veya harici boşluk olmamalı, zira bu boşluklara zararlılar gelip yerleşiyor.

Çatı hava şartlarından korumak için iyi yapılmalı

Kovanın altında bir çekmece olacak. Arıların geçemeyeceği fakat zararlı parazitlerin düşeceği bir telde olacak. Böylece kovan kontrollerini buradan yapabiliriz. Kovanın altının kış aylarında iyi biçimde kapatılması da ısı ve kokunun kaçmaması için gerekli.

Kovanın delikleri kış aylarında şişe mantarı ile kapatılıyor. Deliklerin önüne de bir iniş tahtası yapmak lazım.

Kovanın karıncalardan korunması için ayaklarına yağ veya su dolu kaplar koyulabilir.

Ayaklar karıncalara karşı korunmuş

Youtube üzerinde Topbar kovanları hakkında pek çok video var. Seyredip bilginizi arttırabilirsiniz. Bu hafta sonu yapmaya başlıyorum. Umarım iyi bir şey ortaya çıkartırım.

Arı Kovanı Yapalım


Arı çiçeklerin tozlanması, sebze bahçesinin verimini arttırması ve bal üretimi için yapılacak en iyi hobilerden bir tanesi. Öyle 50 tane kovana filan da gereksinim yok. Bir yada bilemedin iki kovan bizim hem bal ihtiyacımızı karşılar hem de etraftaki çiçeklere ve sebze bahçemize yardımcı olur.

Bu işin doğal yollarla yapılması, arıları zorlamadan bal hasatının yapılması ve hem kışı geçirecekleri hemde bahar ve yazın bal üretecekleri güzel bir kovana ihtiyaçları var. Ben önce biraz konu hakkında okudum. Amacım konuyu ticari boyutta yapmak olmadığı için bana en uygun olan kovan stili ya Topbar Hive (TBH) tabir edilen arka bahçesinde arı bakmak isteyenlerin en çok tercih ettiği model yada Rahip Emille Warre tarafından üretilen Warre modeli.

Topbar arı kovanı
Warre kovan modeli

Doğal ile kastımız ne? Arılara kendi peteklerini yapma imkanı vermek. Modern kovanlarda arıya çalışacağı hazır bir petek formu çerçeve ile veriliyor. Bu altıgen şekillerin üzerine arı peteği örüyor. Doğal olan yöntem ise arının petekleri sıfırdan örmesini sağlamak. Arılar peteklerin boylarını kendi belirliyor. Her kovanda ki arı petek büyüklüklerini farklı yapıyor. Buda daha doğal bir yöntem. Ayrıca kontroller ve hasat sırasında arıyı en az derecede rahatsız etmek ve doğal ortamını bozmadan işlerimizi yapmamız da önemli.

Başka bir doğal yöntem ise bizdeki kara kovan tabir edilen yöntem. Hasır bir sepeti dışından taze inek gübresi ve kil karışımı ile sıvıyorsunuz. İçine peteklerin örüleceği bir kaç dal koyuyorsunuz, işte kovan hazır. En ilkel ve yalın hali ile. Tabi bu kovandan bal toplamak biraz zor olabilir. Ama onunda kolay yolları bulunur sanırım. http://www.martinatnewton.com/page2.htm adresinden bir kaç resme bakabilirsiniz. Resimdekiler Robin Hood filminde kullanılmak üzere yapılmış.

Sepetten arı kovanı 

İyi bir kovan, kışın soğuklarından korumalı, ucuza mal edilebilmeli, taşıması kolay olmalı. Emille Warre kitabında çam ağacının hem yumuşak olması, hem hafif olması ve hemde ucuz ve her yerde bulunabilir olmasından dolayı tercih etmiş. Kovanın duvarları içinde en azında 2,4cm kalınlığında olmasını salık vermiş. Bu sayede en iyi korumayı sağlıyor. Ayrıca yaz sıcaklarında balmumunun eriyip peteklerin çökmesini de engelliyor.

Kovanın çatısıda bölge şartlarına uygun olmalı. Hem kışın soğuktan hemde yazın sıcaktan korumalı, ayrıca yağmur kar gibi gibi durumlardan izolasyon sağlamalı. Warre modelinde çatı aynen ev çatısı gibi tasarlanmış. Çatı ile kovan arasında bırakılan 30cm’lik kısma hem saman, paçavra bezler gibi bir izolasyon malzemesi hemde kışın besleme yapılabilecek bir kap koyulabiliyor.  Kovanın yağmur gürültüsünden korunması sağlanıyor böylece arılar çatıya çarpan yağmurun sesini duyup endişeye kapılmıyorlar. Kovan genelde beyaz bir boya ile boyanıyor. Kovanın hava şartlarına direnci artıyor ve ömrü uzuyor. İstediğiniz rengi kullanabilir yada çiçek motifleri ile bile süsleyebilrisiniz.

Kovanın en azından bel seviyesinde olması ise işleri oldukça kolaylaştırıyor. Bu yüzden altına ayak yapmak gerekiyor. Kapaklı bir pencere ile arıların neler yaptığı da gözlemlenebilir ki TBH kovanlarında zaten beni çeken en iyi özellik bu. Hem çocuklara göstermek hemde kontroller için nefis bir eklenti. Okuduğum kadarı ile pencere rutubete neden olabiliyormuş. Bunu önlemek için ya pencereyi çift cam yapın yada pencereyi kapatacak bir kapak yaparak izolasyon sağlayın.

Kovan nüfusu yaz aylarında arttığı için kovana kat çıkmakta gerekebiliyor. Bu sayede bal üretimi de çoğalmış oluyor. Warre modelinde bu kolay fakat TBH için biraz zor bir durum. TBH için bir ayraç yapılabilir.

Warre kat çıkılmış

Kovanın problemleri arasında bazı parazit zararlılar (Varroa), kovan güvesi yada kovana saldıran ayı, possum gibi hırsız hayvanlar geliyor. Başka bir problem ise peteklerin çıtalara ayrık olarak yapılması yerine birbirlerine yapışık halde yapılması. Bal hasadını zorlaştıran bir durum. Bu problemler hakkında çeşitli yerli ve yabancı sitelerde okuyabilirsiniz. Google yardımıcınız olsun. http://www.beyazkovan.com/ her türlü arıcılık konusu hakkında en iyi sitelerden birisi. Onun kardeşi olan http://www.aricilik.gen.tr/ forumu ise sizin benim gibi meraklılar yanında ticari boyutta arıcılık yapanların da takıldığı bir forum.

Arıları Besleme
Bahar başında ve kış boyunca arıların beslenebilmesi için yem kapları da var. Genelde bal ve pudra şekeri veya %50 su, %50 şeker karışımı şurup olarak veriliyor. Şeker ile arıları beslemek pek iyi değil denmiş, bahar başında dizanteriye neden olabiliyormuş. Yem için kullanılacak bal ise kesinlikle sizin kendi balınız olmalıymış ki içinde herhangi bir katkı maddesi, ilaç ve ısıl işleme tabii tutulmuş olmasın. Bal hasadını yaparken koloni büyüklüğüne göre yeterli balı içeride bırakırsanız beslemeye gerek dahi yok. Unutmayın ticari amaçla yapmıyoruz.

Yerinden Oyantmayın
Arı kovanı bir kere yerine yerleştirilip giriş kapısı açıldıktan sonra bir daha yerinden oynatılmıyor. 2 metre bile oynasa arıların kovanı bulamama tehlikesi var. Ayrıca 3 yada 4 gün arıları rahatsız etmeden bırakmanız yerlerine alışmaları açısından gerekli.

Kraliçe
Arı kovanı sosyal bir yapı. Kraliçe kovanın devamından sorumlu ve yumurtlayabilen tek arı. 4 yada 5 yıl yaşayabiliyor. Diğer arılardan daha büyükçe ve yumurtlamaya başladıysa uçamıyor. Hayatında bir kere çiftleşiyor ve aldığı tüm spermi hayatı boyunca kullanıyor. Her kraliçenin farklı bir kokusu var ve koloni bu kokuyu tanıyor ve takip ediyor.

İşçi Arılar
Tüm işçi arılar dişi ve tüm işleri bunlar yapıyor. Polen toplama, petek örme, ölü arıları dışarı atma, ventilasyon ve kraliçeyi besleme işi bunların. Kendi kovanlarında yaşıyorlar ve başka kovanlara girmeleri bekçi arılar tarafında önleniyor. Sıcaklık 14°C’yi geçmeden hiç bir arı kovandan çıkıp gezmiyor. Ayrıca hava yağmurlu ise gene uçuş yapılmıyor. İşçi arılar eğer kraliçe yoksa 1 yıl, eğer yoğun bir kovansa ve işler çok ise 3 yada 4 hafta yaşıyor. Hatunların ev işlerinden neden bıktıkları ortada :-)).

Erkek Arılar
Kovan nüfusuna göre 100 ile 3000 arasında erkek arı mevcut oluyor. Renkleri daha siyahca olan bu arıların iğneleri yok. Kovanlar arasında gezebiliyorlar. Arıcıların ortak kanısına göre yumurtaların olgunlaşması sırasında ısı temin edip istenen zamanda yumurtadan larva çıkmasına yardımcı oluyorlarmış. Hayatları genelde kovan içinde geçiyor ancak hava çok sıcak olduğunda çıkıyorlar. Bir kaç ay ömürleri var.

Kraliçe çiftleşeceği erkekleri seçmek için gökyüzüne doğru uçarmış. O kadar yükseğe çıkarmış ki kuşlar bile oralara çıkmazmış. Onu takip edip yükseklere çıkabilen erkeklerin bir sonraki nesile genlerini taşımasına izin verilirmiş. Kraliçe bir kaç erkekle çiftleştikten sonra kovana geri döner ve yumurtlamaya başlarmış.

Kuluçkadaki arının kraliçe olabilmesi için petek daha büyük yapılıyor ve beslenmesi daha fazla veriliyor. Esas kraliçe arada bir etrafı gezip kraliçe kuluçkalarını parçalayabiliyor. Zaten bu yüzden işçi arılar kraliçe peteklerini uzak ve kuytu yerlere yapıyorlar. Eğer kraliçeniz genç ise bu işi sizde yapabilirsiniz. Böylece kovanın oğul vermesini (aslında kız veriyor oğul değil) önleyebilirsiniz. ilk oğul beraberinde bir miktar işçi arıyıda alıp çıkan eski kraliçe oluyor. İki kraliçe arasında dövüş olursa bu olabilir. Sonraki oğullar genç olur ama tabii her oğul ile kovanın gücü düşüyor. Bu durumda oğul çıkışını kontrol etmek şart.

Arıcılıkta en büyük yardımcı duman aleti. Kurumuş çam iğnelerinin yakılması ve dumanının arılara püskürtülmesi sonucu arıların ağızlarını bal ile doldurmalarına neden oluyor. Buda arının çok sakin olmasına yarıyor. Sakin arı sokmuyor. Buradaki psikoloji sanırım yangın sırasında kovandaki balın başka yere taşınabilmesi. Arı tulumu ise eğer yeni başlıyorsanız gerekebilir.

Duman Körüğü
Çocuklar için elbise de var

Arı kovanının yanında Tai-Chi yaparmışcasına hareket etmek de önemli. Bu yavaş hareketler arıların dikkatini çekmiyor ve sizi bir ağaç gibi görmeye başlıyorlar.

Kovan imal etme şemaları internet üzerinde tonla var. Eliniz testere ve çekiç tutuyorsa bence deneyin. Yada bir tanıdığınızdan kovan isteyin. Ben bir kaç arkadaşa sorduktan sonra kovanları olan birisine rastladım. Tam da zamanında rastlamışım. Kovanları başka bir yere taşırken bana da bir tanesini bıraktı. Ama tabii bir TBH kovan imal etmek için kolları zaten sıvamıştım. Şimdi önümüzdeki proje bu olacak. Bana verilen kovan o kadar eski ki arkasına bir giriş deliği daha açılmış. Aşağıdaki kaynaklardan kovan yapımı bilgilerine ulaşabilirsiniz. Kolay Gelsin.

Kaynaklar:
Natural Beekeeping pdf (ing)
Bee Keeping For All, Emille Warre pdf (ing)
Topbar design Google Sketchup
Topbar Altın Oran pdf (ing)